image
1 Click Click Meselesi

Olabileceğin kişi olabilmek…

Hayatta en önemsediğim şeylerden biri kendim olabilmek. Ne giydiğim, ne yediğim, ne yaşadığım en çok da ne hissettiğim sadece beni ilgilendirir.

“En büyük şey, kendin olabilmektir.”

Michel de Montaigne

Var olduğum sürece kendimin en iyisini yaratma, zihnimi ve bedenimi en iyi şekilde donatma ya da düşüncelerimi en iyi haliyle yönetebilme gücünü seviyorum ben.

Bi oyuncu röportajında şöyle demişti: “Bir sorun varsa ama çözümü de varsa, o zaman ortada sorun yoktur.” 

Ne kadar da benim hayata, kendime ve çevreme bakışımı anlatan bi ifade olduğunu fark ettikten sonra araştırdım ki, bu düşünce şekli özellikle Doğu felsefesi ve stoacı düşünce ile ilişkilendirilirmiş. (So what?) 😀

Hayatı zorlaştırmaktan başka bir şey değil sanki…

Sorunu büyütmek, konuşarak yaymak, üstüne üstüne gitmek ve bunu herkese lanse etmeye çalışmak benim bakış açımda tam olarak da hayatı zindan etmek gibi. Yeni tanıştığım bi arkadaşımla uzun saatler sonrasında şöyle şeyler yaşadığımız kanısına vardık:

  • Başım ağrıyo. – E ilaç iç. – Yok!
  • Karnım ağrıyo. – E bitki çayı yapayım. – İçmem!
  • Sırtım kaşındı. – Krem sür. – İstemem!
  • Oramda bilmem ne çıktı. – Doktora git. – Gerek yok!  (bla bla bla)

Sürekli yakınarak, dert yanarak zaman geçirmektense çözüm bul ya da bulunmuş çözümleri dene. Ben bu türde insanların “Bana sarıl, saçımı okşa, elini sırtımda gezdir, benle ilgilen, bana odaklan.” diyemedikleri için sürekli dert yanan ve insanı kendinden de yaşadığı hayattan da uzaklaştıran tipler olduğunu düşünüyorum. Oysa ki kalbimizden geçeni alenen söyleyebilsek, en basit haliyle “birine ihtiyacın olma duygusunu” bu kadar kaotik hale getirmesek…

Hiç yoktan bir kez olsun denesek. Hayır kardeşim, yok! Mizacı gereği yapamaz bunu.

Acizlik, muhtaçlık değil de ne! Neden kendini bu kadar küçümsersin mesela? 

Güçsüzlük bir erdem değildir. Acizlikle övünmek, başarıyı küçümsemektir.

Ayn Rand

Çok yataklık olmam lazım birinden bana şifa olmasını istemem için. Önce kendim çabalarım iyi olmak uğruna. İlaç alırım, bitki çayı içerim, meyve yerim, bol bol su tüketirim. Baktım hala devam ediyo, doktora giderim. Eve geldim hiç iyi değilim ve bu acizlik, yatağa düşme hali bana hiç iyi gelmiyo, ağlayasım var. Rahatlıkla “Bana sarılır mısın?” derim eşime.

Susabilen bi insan olamadım hiç. Bekliyim de beni anlasın, ne istiyorum neye ihtiyacım var bulsun. Biraz çabalasın. 

En iyi çaba kendimiz için gösterdiğimiz çaba değil mi? Sırf dikkat çekmek, ilgi odağı olmak ya da gizem yaratmak uğruna bu kapılar ardında tuttuğunuz benliğinize yazık değil mi? Yorulmuyo musunuz kıızzzz? 😀 

Bu kadar beklentiyle yaşamak saçma değil mi? Sebeplerinizi anlatın da biz de bilelim, aklı selim bi davranışsa, uygulamasak da hak vermek için bir çaba daha gösteririz.

Yazdığım hepsinin tek bir sonucu var benim için: İYİ İNSAN OLABİLMEK, İYİ İNSAN OLABİLMEK, İYİ İNSAN OLABİLMEK…

Yormadan, saygı ve sevgi çerçevesinde, vicdan muhasebesi yaparak, her şeyden ve herkesten önce kendimizi sorgulayarak, yarınının garantisi olmayan bu dünyada hep iyiye yönelerek, paylaşarak, kahkaha atmaktan korkmayarak, istediğimizi giyerek, istediğimiz yere giderek, sahip olduklarımızın kıymetini bilerek yaşamak mı daha kolay yoksa sürekli başkalarını eleştirerek, her söylenenin ve yapılanın altında ibnelik arayarak, kimseyi beğenmeyerek, hep beklenti içinde olup talepkar davranarak, çözümü olan sorunları büyüterek, hissettiklerimizi açıkça söylemeyerek, başkasında olana özenerek, sahip olmadıklarımıza erişmek için çabalamaktansa sahip olmadığımıza isyan ederek yaşamak mı? 

Benim tercihimin çok açık ve net olduğunu düşünüyorum. Geri kalanlara da hayatta sabırlar diliyorum.

Sevgiler…

Comments are closed.

image
image